Yazı Detayı
28 Ekim 2017 - Cumartesi 20:18 Bu yazı 584 kez okundu
 
UYKUDAN UYANMAK
HACI AŞAN
akeder12@gmail.com
 
 
1/3                                                    UYKUDA İKEN UYANIK OLDUĞUMU ZANNETMİŞİM   Bu seferki yazımı yaşlılığımın kapısında yazdığım için karışık, anlamsız ve daldan dala, duygudan duyguya atlayarak yazıyorum. Benim gibi yaşlı ve günahı çok olmayanlar okumasa da olur. Yada okuyanlar ileriye yönelik ders ve ibret alsa memnun olurum. Bugüne kadar olduğu gibi bugünde nefsimi nasihate muhtaç gördüğümden nasihat vermiyorum. Ama hepimizin kul olduğu ve günahlarla hemhal olduğu bu günlerde istifade ettiğim çok güzel hakikatlere paydaş ve ruh’daş arıyorum.              Emmâ ba'd. Benim yaşımda olanlar bilir. Eskiden Buzdolabı yokken, İnsanlar dağlarda kuyu kazar içine saman bırakırlardı, bu samanın içine de dağlardaki buzları. Sonra üstünü kapatıp Yaz mevsiminde oradaki buzları ihtiyacı kadar çıkarıp kullanırlardı. Böyle eski zamanın birinde  Bağdat’ta Ağustos sıcağında buz satan bir adam, yüksek dağların mağaralarından getirdiği buzları satıyordu. Buz kalıpları eriyip ziyan olmadan bir an önce onları satmalıydı. Öğle sıcağı bastırınca buzlar yavaş yavaş erimeye başlayınca, tek sermayesi olan buzlarının gözü önünde eridiğini görmek, adamın içini de eritiyordu. Erimenin hızlanmasıyla içi yanan adam daha acele ve yüksek sesle bağırarak “Sermayesi sürekli tükenen bu fakirden buz alan yok mu? ” diye feryad ederken, O sırada talebeleriyle oradan geçmekte olan büyük veli Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri bu sözleri duyunca durdu ve ‘’Bu adam ne kadar akıllı. Biliyor ki, sıcak arttıkça buzları eriyecek ve sermayesi bitecek. Ama ben biliyorum ki her geçen an benimde ömür sermayemi bitiriyor ama ben bu adam gibi heyecanlanarak elden kaçan hayat sermayemin kıymetini bilmiyorum’’ dedi.              Elbette hepimiz ara ara Aczimizin ve Fakrımızın farkına vardığımız zamanlarda Ahiretimiz ne olacak diye işlediğimiz günahlara ve geçen zamana hayıflanıyoruz. Ama isyan ve nisyanımız yine bizi bize esir ediyor, Dünyanın fani ve zevale müteveccih yüzü nasıl oluyor akıl işi değil ama bizi kendine celbedip raptediyor. Güven kırılmalarının taban yaptığı bu günlerde kimseye dert anlatmak, yardımcı olmak ve yardım istemek te zor artık. Tabi ki maddi yardım değil kastım. Kimin ile ne yapsam da dünyamıza ve Ahiretimize faydalı olsak diye hüzünleniyorum. Sonra Allah ondan razı olsun. “Ticaret ve memuriyet için, mühim vazifelerle bu dâr-ı imtihan olan dünyaya gönderilen insanlar; ticaretlerini yapıp, vazifelerini bitirip ve hizmetlerini itmam ettikten sonra, yine onları gönderen Hâlık-ı Zülcelaline dönecekler ve Mevlâ-yı Kerim`lerine kavuşacaklar.” (Mektubat) diyen Bediüzzaman’ın dediği gibi;               ‘’Bir ticaret yapmadım, nakd-i ömür oldu hebâ,                 Yola geldim, lâkin göçmüş cümle kervan bîhaber.                 Ağlayıp, nâlân edip, düştüm yola tenhâ, garip,                 Dîde giryan, sîne biryan, akıl hayran, bîhaber.’ (Mektubat 6. Mektup)                 Diye feryad ediyorum. Kimselerin olmadığı dağ başlarında, sala makamında ve günahlarımın kasveti altında. Sonra dönüyor ve Kur’anı yaşayan ve anlatan, Emrolunduğu gibi dosdoğru olan, vasıflarını Kur’anın anlattığı ve Allah’ın kendisine itaat etmemizi istediği Resulullah’a bakıyorum. Resulullah’ sız (sav) bir hayat ve yaşamdan da haz almıyor ve huzur bulmuyorum. Zira ahlakı Kur’an olan Anam Babam feda olsun Resulullah (sav) bize karşı şefkati, himmeti ve ciddiyeti ile buyuruyor ki; 5 Şey gelmeden önce 5 şeyin kıymetini biliniz:                   (1) Hastalık gelmeden önce sıhhatin                   (2) Yaşlılık gelmeden önce gençliğin                   (3) Fakirlik gelmeden önce zenginliğin                   (4) Meşgûliyet gelmeden önce boş vaktin                  (5) Ölüm gelmeden önce dünya hayatının (El-Beyhakî, Şuabul Imân)             Hem yine Hazreti Ebu Berse’nin nakliyle (ra) Resulullah (sav) buyuruyor ki; “Kıyamet günü, dört şeyden sual edilmedikçe, kulun ayakları Rabbinin huzurundan ayrılamaz:                    Ömrünü nerede harcadığından,                   Ne amelde bulunduğundan,                    Malını nerede kazandığından ve nereye harcadığından,                   Vücudunu nerede çürüttüğünden.” (Tirmizî, Kıyamet)              Ruh, Akıl, Kalp, Vicdan, Hayal, Haya, Havf, Reca duygularım durmuyor. Aza ve uzuvlarımın , duyu ve duygularımın dünyevileşmiş benliğinden ve kirlenmiş insanlardan kurtulmanın heyecanı basıyor. Güzel dostlarımın taklidi ile güzelleştiği İslam dininin ne kadar mükemmel bir yol ve kurtuluş reçetesi olduğunu görüyorum. Sahifeler dolusu güzellikler ve anlatmakla bitirilemeyecek nimetleri müşahede ediyorum. Helaket ve Felaket asrında harikalar görüyorum. Şimdi gelin dostlar güller bahçesinde sadece birkaç Gül’e hasrı nazar edelim. İster bir Kafe’de imiş gibi, ister medresede yada bir seyahatte fark etmez. Ama sakin ve duru bir zihin ile bir şeye ol dediğinde olduran ve her şeyin her şeyiyle kendisine muhtaç 2/3 olduğu la yuhsa ve la yuad isimleri olan RAHMAN ve RAHİM olan ALLAH (CC) ne güzel haberler vermiş. Muhakkak AZİM olan ALLAH(CC) doğru söyler.                Gerçek şu ki, biz insanı katışık bir nutfe’den erkek ve kadının dölünden yarattık; onu imtihan edelim diye, kendisini işitir ve görür kıldık. Şüphesiz biz ona doğru yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör. Doğrusu biz, kâfirler için zincirler; demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık. İyiler ise, kâfur katılmış bir kadehten cennet şarabı içerler. Bu, Allah'ın has kullarının içtikleri ve akıttıkça akıttıkları bir pınardır. O kullar, şiddeti her yere yayılmış olan bir günden korkarak verdikleri sözü yerine getirirler. Onlar, kendi canları çekmesine rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler. "Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz." "Biz, çetin ve belâlı bir günde O'nun azabına uğramaktan korkarız" derler. İşte bu yüzden Allah onları o günün fenalığından esirger; yüzlerine parlaklık, gönüllerine sevinç verir. Sabretmelerine karşılık onlara cenneti ve cennetteki ipekleri lütfeder. Orada koltuklara kurulmuş olarak bulunurlar; ne yakıcı sıcak görülür orada, ne de dondurucu soğuk. Cennet ağaçlarının gölgeleri, üzerlerine sarkar; kolayca koparılabilen meyveleri istifadelerine sunulur. Yanlarında gümüşten kaplar ve billûr kupalar dolaştırılır. Gümüşten öyle kadehler ki onları istedikleri ölçüde tayin ve takdir etmişlerdir. Onlara orada bir kâseden içirilir ki karışımında zencefil vardır. Bu şarap orada bir pınardandır ki adına Selsebîl denir. O insanların etrafında öyle ölümsüz genç nedîmler dolaşır ki, onları gördüğünde, etrafa saçılıp dağılmış inciler sanırsın. Ne yana bakarsan bak, yığınla nimet ve ulu bir saltanat görürsün. Üzerlerinde yeşil ipekten ince ve kalın elbiseler vardır; gümüş bilezikler takınmışlardır. Rableri onlara tertemiz bir içki içirir. Onlara şöyle denir: Bu, sizin için bir mükâfattır. Sizin gayretiniz karşılığını bulmuştur. Resulüm! Kur'an'ı sana biz, evet biz indirdik. Artık Rabbinin hükmüne boyun eğip sabret; onlardan hiçbir günahkâra yahut hiçbir nanköre boyun eğme. Sabah akşam Rabbinin ismini yâd et. Gecenin bir kısmında O'na secde et; gecenin uzun bir bölümünde de O'nu tesbih et. Şu insanlar, çarçabuk geçen dünyayı seviyorlar da önlerindeki çetin bir gün olan ahireti ihmal ediyorlar. Şüphesiz ki bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar. İNSÂN 1-27              Eyvah başımıza gelenlere! Bizi uyuduğumuz yerden kim kaldırdı? O Rahman'ın vaa'd buyurduğu işte buymuş. Gönderilen peygamberler doğru söylemişler derler. YÂSÎN 52              O kapıları döven ve dehşetiyle kalplere çarpan o kıyamet felaketini sen nereden bileceksin ki! O gün insanlar uçuşan kelebekler gibi şuraya buraya fırlatılır. Dağlar atılmış yüne döner, Artık kimin tartıları ağır basarsa, Memnun kalacağı bir hayata girer. Kimin tartıları da hafif gelirse, Onun barınağı da Haviye olur. Onun ne olduğunu bilir misin? Haviye bir ateştir: kızgın mı kızgın! KARİA 2-11              Asra yemin ederim ki insan gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır. ASR 1-3                     Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. ZARİYAT-56              O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. MÜLK-2              Bu kâinatı yaratması sizden hanginizin daha güzel iş ortaya koyacağını imtihan etmek içindir" HUD-7              De ki: 'Allah'ın dilemesi dışında, kendim için zarardan ve yarardan (hiçbir şeye) malik değilim. Her ümmetin bir eceli vardır. Onların ecelleri gelince, artık ne bir saat ertelenebilirler, ne öne alınabilirler.” YUNUS 49              Küfredenlere gelince, onlara cehennem ateşi vardır. Hüküm verilmez ki ölsünler, kendilerinden biraz azabı da hafifletilmez, işte Biz, her nankörü böyle cezalandırırız. Ve onlar orada şöyle feryat ederler: ‘Ey Rabbimiz, bizleri çıkar da yaptıklarımızdan başka yararlı bir iş yapalım.’ (Onlara): ‘Ya size orada düşünecek olanın düşüneceği kadar ömür vermedik mi ki? Hem size Peygamber de geldi. O halde tadın; çünkü zalimleri kurtaracak yoktur!  FATIR SURESİ, 36–37              Eğer siz Allah’ı unutursanız, Allah’ta sizi size unutturur. Artık neyin iyi neyin kötü olduğunu bilemez olursunuz. HAŞR 19               De ki: "Evet, hem atalarınız hem de sizler çok aşağılanmış olarak dirileceksiniz."               Çünkü O sur’a üfürmek zorlu bir kumandadan ibarettir ki, derhal onların gözleri açılıverir.              "Eyvah bizlere! İşte bu hesap günüdür." derler.               Onlara: "İşte bu, sizin yalanlamakta olduğunuz iyi ve kötüyü ayırt etme günüdür" denir.               Toplayın mahşere o zulmedenleri, eşlerini ve Allah'tan başka taptıkları şeyleri.                Toplayın da götürün onları sırata cehennem köprüsüne doğru.               Ve durdurun onları, çünkü sorguya çekilecekler.               Onlara: "Ne oldu sizlere de yardımlaşmıyorsunuz?" denilir.               Hayır, bugün onlar teslim olmuşlardır.               Onlar, birbirine dönmüş soruşuyorlar.               Onlar: "Siz bize uğurlu görünerek sağdan gelir dururdunuz" derler.               İleri gelenler de derler ki: "Hayır, siz inanmamıştınız."  3/3             "Bizim de size karşı bir gücümüz yoktu. Fakat siz azmış bir kavimdiniz."              "Onun için üzerimize Rabbimizin azab sözü hak oldu. Şüphesiz azabımızı tadacağız."              "Evet, biz, sizi kışkırttık. Çünkü biz azgındık."               O halde hepsi o gün azab’ta ortaktırlar.               İşte biz isyan edenlere böyle yaparız.               Çünkü onlar, kendilerine: "Allah'tan başka ilâh yoktur" denildiği zaman kafa tutuyorlardı.               Elbette siz o acı azabı tadacaksınız.               Bununla beraber başka değil, hep yaptığınız amellerinizle cezalandırılacaksınız.               Sadece Allah'ın ihlaslı kulları müstesnadır.               İşte onlar için belli bir rızık vardır.               Meyveler vardır, Naîm cennetlerinde onlara hep ikram edilir.               Onlar Karşılıklı tahtlar üzerindedirler.               İçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır.               Onda ne bir zararlı sonuç vardır, ne de sarhoşluk verir.               Yanlarında iri gözlü, bakışlarını kocalarından başkalarına çevirmeyen hanımlar vardır.               Derken birbirine dönüp sorarlar:               İçlerinden bir sözcü der ki: "Gerçekten benim bir arkadaşım vardı."               Derdi ki: "Sen gerçekten inananlardan mısın?"               "Öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman biz hakikaten cezalanacak mıyız?"               "Siz onu tanır mısınız?" der.               Derken bakınır ve onu cehennemin ta ortasında görür.               Ona şöyle der: "Allah'a yemin ederim ki, doğrusu sen az daha beni helak edecektin."               "Rabbimin nimeti olmasaydı, ben de bu tutuklananlardan olacaktım."               "Nasılmış bak. Biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek miymişiz? Biz azaba               uğratılmayacak mıymışız?                İşte bu büyük kurtuluştur.                Çalışanlar işte böyle bir kurtuluş için çalışsınlar. SAFFAT 18-61                Dedim ya yaşlanıyorum. Hoş görün. Ne Mutlu Müslümanım diyene. Şimdi intihaptaki ihtiyar bizlerdedir. ALLAH bizi sevsin, sevdirsin, sevdiklerine sevdirsin ve sevdiklerini sevdirsin.               
 
Etiketler: UYKUDAN, UYANMAK,
Yorumlar
Yazarlar
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Anketler
Bingöl Belediye'sini Başarılı Buluyormusunuz ?
Anketler
Derneğimizin Çalışmalarını Nasıl Buluyorsunuz ?
Anketler
Sitemizi Nasıl Buldunuz.
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
35
0
2
5
10
17
2
Galatasaray
32
0
4
5
9
18
3
Yeni Malatyaspor
32
0
4
5
9
18
4
Trabzonspor
29
0
4
5
8
17
5
Kasımpaşa
29
0
6
2
9
17
6
Beşiktaş
29
0
5
5
8
18
7
Atiker Konyaspor
28
0
4
7
7
18
8
Antalyaspor
28
0
6
4
8
18
9
Sivasspor
24
0
5
6
6
17
10
Göztepe
22
0
10
1
7
18
11
Bursaspor
21
0
4
9
4
17
12
Kayserispor
20
0
8
5
5
18
13
MKE Ankaragücü
20
0
10
2
6
18
14
Alanyaspor
18
0
9
3
5
17
15
Akhisarspor
17
0
9
5
4
18
16
BB Erzurumspor
16
0
8
7
3
18
17
Fenerbahçe
16
0
7
7
3
17
18
Çaykur Rizespor
12
0
7
9
1
17
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

,